Cezaevinde çocuklardan Meclis’e mektup: ‘Keşke salmasalarmış 160 suçum oldu’

Mart 13, 2026 - 07:00
 0
Cezaevinde çocuklardan Meclis’e mektup: ‘Keşke salmasalarmış 160 suçum oldu’

EVRİN GÜVENDİK / ANKARA - Cezaevindeki suça sürüklenen çocuklar, TBMM Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu’nu mektup yağmuruna tuttu. Komisyon Başkanı AK Partili Müşerref Pervin Tuba Durgut önceki günkü toplantıda bu mektuplardan bazı ifadeleri okudu. Durgut, isimlerini açıklamadığı çocukların mektuplardan alıntılar yaptı. Durgut,mektupların birinde “17 yaşında cezaevine hırsızlık suçundan girdim. O zaman yaptıklarımın yanıma kâr kaldığını sandım ama bu olaylardan 100 yılın üzerinde ceza aldım, şu anda 26 yaşındayım” dediğini söyledi.

İlginizi Çekebilir

69 yıl hapis cezası

Durgut, mükerrer suç işleyen bir çocuğun mektubunda“O zamanlar saldıklarında çok mutlu oluyordum, keşke salmasalarmış. Suçum 150-160 olunca yakalandım. 16 yaşında cezaevine girdim” diye yazdığını anlattı.Durgut, anne babası ayrılınca sokaklarda kalan, uyuşturucu satan, hırsızlık yaptırıldıktan sonra devlet korumasına alınan ve buradan da kaçan bir çocuğun mektubunda“İlk işlediğim suçlarda salınmasam bu kadar rahat davranmayabilirdim” dediğini aktardı. Durgut, mükerrer suçlardan dolayı 69 yıl 182 gün ceza alan bir başka çocuğun mektubundan da şu ifadeleri aktardı:

‘Gençliğimi kurban ettiler’

“Bir hikâyem var, çocukluğumda başladı. O zamanlar cahildim, uyuşturucuya alıştırıldım. Büyükler tarafından kullanıldım. Defalarca suç işledim, yakalandım, çocuktum, serbest kaldım. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı defalarca verilerek serbest kaldım, bu suçun caydırıcılığı olmadığı gibi çocukluğumu ve şimdi de gençliğimi kurban ettiler. İlk suçta değilse bile ikinci suçta ağır olmasa da bir yaptırım alsaydım belki çoktan ıslah olmuş, buralarda değildim. Bu adaletsizliktir.

Bu 2 gerçeği gösteriyor. Birincisi, suça sürüklenen çocukların önemli bir kısmı parçalanmış aileler, sokak hayatı, madde bağımlılığı, ihmal ve istismar gibi ağır sosyal sorunların içinden geliyor. İkincisi ise; çocukluk döneminde oluşan cezasızlık algısı.”

Caydırıcı cezalar

Toplum bir yandan suça sürüklenen çocukların korunmasınıisterken diğer yandan ağır suçlarda cezaların caydırıcı ve adalet duygusunu tatmin edecek ölçüde uygulanmasını beklemekte. Bir yanda çocukları koruyan, rehabilitasyonu esas alan adalet sistemi, diğer yanda ise suçu teşvik eden ve cezasızlık algısı yaratan, boşluklara izin vermeyen bir hukuk düzeni.”

‘Yasa yara bandı görevi görür’

Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Avukat Cemile Didem Karaboğa komisyona yaptığı sunumda, “Çağın ötesinde çocukları koruma kanunumuz var” dedi ve şunu söyledi: “Bizim ciddi sorunumuz, bu kanunun etkili uygulanmaması. Ahmet Minguzzi, Atlas Çağlayan ve diğer tüm çocuklar üzerinden o annelerin ve ailelerin yaşadığı acıyı, öfkeyi anlıyorum ama yasa yapmak ancak bir yara bandı görevi görür. O ailenin o anki öfkesini sakinleştirebiliriz ama burada bir yükselen akran şiddeti, çocuk suçluluğu meselesi varsa bunu çözmek mümkün değildir. Dünyanın hiçbir yerinde cezaların artırıldığında çocuk suçluluğunun önlendiğine dair bir bilimsel veri yok.”

‘Ana sınıfından karakter eğitimine başlanmalı’

Ankara 2 No’lu Barosu Aile Merkezi Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Saliha Sasa,çocukların suça sürüklenmesinin yalnızca ceza hukuku politikalarıyla çözülebilecek bir sorun olmadığını belirterek,“Ana sınıfından başlayarak karakter eğitimi verilmeli. Çocuklarımızın mutlaka bir spor ya da müzik, resim gibi yetenekleri alanında geliştirilmeleri sağlanmalı” önerilerinde bulundu.